Anasayfa arrow SIR Olmak
SIR Olmak E-posta
Çarşamba, 25 Temmuz 2007

 

 

Değerli öğretmenim Selahattin ALTINSOY'a...


Sen sanıyorsun ki biz seni toprağa gömdük. Toprağa gömebilir miyiz seni? Biz öldüğün gün seni içimize gömdük. Gömdüğümüz mezarı içimize daha yaşarken kendim kazmıştın. Hatırlamıyor musun?

Hatırlıyor musun, hocam? Kırık-dökük hayalleri olan, söz isteyip konuşacakken hep tereddüt eden, sonra altı aya varmadan yırtılıp, sıkısı ayaklarını yere basan bir öğrencin vardı son yıllarında. Hani bir gün kapıda gördüğünde "sir the junior geliyor" demiştin ya... İşte o çocuk o gün büyüdü ve sen o gün o gönle kendi mezarını kazdın.

Sen ölünce biz bir beden gömdük mü sanıyorsun? Biz o gün bedenini gömmedik o mezara. Biz o gün bir kütüphane gömdük. Sanıyorsun ki; biz üstüne toprak serptik. Toprak değildi hocam, biz senin üstüne en çok sevgi döktük, üstüne rahmet dileyen dualar ekledik.

Hocam, sen bizim seni unuttuğumuzu sanıyorsun. Değil mi? "Değil" dediğini duyar gibiyim. Bilirsin ki; öğretmenler öğrencilerini unutsa da öğrenciler öğretmenlerini asla unutmazlar. Unutmadık hocam. İnan seni çok özledik. Senin gidişinden beri seni son gördüğüm binaya 2 kere girebildim ancak. Sen olmayınca gidesim gelmiyor dersaneye. Zaten sen değil miydin orayı sevdiren.

Yoksa muzip ifadesiyle kaşlarını çatıp kısılan gözlerindeki ışık, yoksa yaşın yaşımın iki katıyken yaşıtımmış gibi takındığın tavırlar, küçükleri büyüten sözlerin yoksa orada olmamın bir anlamı yok. Keşke hiç gitmeseydin. Keşke yine kapısını çalacak bir öğretmenim olsaydı. Keşke son bir kez sizi çok seviyorum hocam deyip ellerinizi öpebilseydim.


Keşke...

 
 

Dost Siteler

Bu listeye sitenizi eklemek için iletişim formunu kullanarak yöneticilerimize ulaşabilirsiniz.
© 2008 www.iolpliler.net
Joomla! is Free Software released under the GNU/GPL License.